Terme Hıdırellez Festivali ve kumar hadisesi üzerine değerlendirme
Samsun Kent Haber köşe yazarı Doç.Dr. Zafer Şahin, Terme ilçesinde Hıdırellez Festivalinde gündeme gelen kumar oynandığı ile ilgili video görüntüleri hadisesi üzerine yazdığı köşe yazısında yaptığı değerlendirmede "Herkes Başkan Şenol Kul'a yükleniyor. Peki, ama kumarbazların hiç mi suçu yok?" dedi.
Herkes Başkan Şenol Kul'a yükleniyor. Peki, ama kumarbazların hiç mi suçu yok?
Kıymetli Samsun Kent Haber okuyucuları, bu yazımda artık geleneksel hale gelen ve sadece Terme ilçesinin değil Samsun’un ve Karadeniz’in tanıtımı açısından önemli bir etkinlik olan Geleneksel 25. Sakarlı Hıdırellez Şenlikleri ve bu güzel organizasyonu gölgeleyen münferit kumar hadisesi hakkındaki kanaatlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yazıma başlamadan önce kimseyle müspet ya da menfi bir ilişkimin olmadığını beyan etmek isterim. Dolayısıyla, yazacaklarım bir nevi kitabın ortasından konuşarak; doğru olanı sizlere aktarmaktan başka bir amaç içermeyen bilgilerdir.
Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen ve tam adı “Terme Belediyesi Geleneksel 25. Sakarlı Hıdırellez Kültür Sanat ve Spor Etkinlikleri Festivali” olan etkinlik Terme Belediyesi tarafından düzenlenmiş ve çok büyük bir ilgi görüp onbinlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Sayın Başkan Şenol Kul'un ifadeleriyle "Dört gün süren bu festivale yaklaşık 50 bin kişi katılım sağlamıştır"
Kültür, sanat ve spor alanlarında birçok aktivitenin gerçekleştiği bu güzel organizasyonda, maalesef münferit olarak yaşanan bir hadise nedeniyle gerçekleşen güzel aktiviteler gölgede kalmıştır.
Bir çoğunuzun haberdar olduğu hatta kafa yorduğu bu bahsi geçen hadise, festival alanında yer alan bazı masalarda bir takım müptezellerin kumar oynamış olmasıdır. İlk defa duyanlar mutlaka şaşırmıştır. Kültür, sanat ve spor festivalinde nasıl kumar oynanmış ve kumarbazlar bu geleneksel özel günleri nasıl kendi kirli dünyalarının bir parçası haline getirmeye cüret edebilmişlerdir?
Evet, maalesef bu çirkinliği yaşatacak cüreti gösterebilen bu müptezeller; “sinek küçüktür ama mide bulandırır” sözünün hayat bulmasına vesile olmuştur. Müptezel kelimesini hakaret amaçlı söylemiyorum. O kumarbazlar bir sağlık kuruluşuna götürülmüş olsaydı, kanlarında alkol veya yasaklı madde çıkacağına o derece eminin ki çünkü bu tür bir patavatsızlık güpegündüz, çoluk çocuk herkesin içinde bu denli aleni ve umarsız tavırlarla normal kafayla yapılamazdı.
Hazır bu kumarbazların sağlık kuruluşuna “bunlar normal midir?” diye götürülmesi meselesi açılmışken, konunun vahim tarafına değinmenin zamanı gelmiştir. Basına düşen görüntülerde, kumar oynanırken; oradan zabıta memurları geçmekte fakat bırakın bu çirkin eyleme el koymayı, dönüp bakmamaktadır bile. Bence toplumsal tepkinin temelinde de bu durum yatmaktadır. Eğer zabıta müdahale etmeyecekse, orada teftiş yapmanın gerekçesi nedir?
Festival için gerekli görevlendirmeler yapılmış ve aslında herkesin etkinlikteki rolü ve yetkisi bellidir. Başkan Şenol Kul, festivalin temsil görevindedir yani icracı pozisyonda olanlar belediye çalışanları ve özellikle zabıta ekibidir. Şöyle düşünün bir futbol kulübünün başkanısınız ve maçta bir sporcu sakatlandı. Bütün takımın sorumlusu kulüp başkanıdır. Peki, futbolcuya ilk yardım müdahalesini başkan mı yapmalıdır yoksa bu iş için görevlendirdiği sağlık ekibi mi? Aslında olay bu kadar basittir yani herkes işini layıkıyla yapmış olsaydı bu vahim hadiseye müdahale edilebilirdi.
Hazır müdahale derken yine Başkan Şenol Kul’un beyanıyla öğreniyoruz ki bu kumardan sanki kimse rahatsız olmamışçasına jandarmaya veya güvenlikle ilgili herhangi bir birime bir kişi bile şikâyette bulunmamıştır. Ben en çok buna şaşırıyorum. Muhtemelen insanlar bu durumu eğlencesine oynanan basit bir oyun olarak görmüş olmalılar ama alınan-verilen paralar kimsenin dikkatini çekmemiş demek ki. O halde normal zekâya sahip hiçbir kimse Başkan Şenol Kul’un belli periyotlarla masa masa gezip “açılın ben başkanım” diye teftiş yapmasını beklememelidir çünkü o zaten basına yaptığı bilgilendirme açıklamalarında “gerekli görevlendirmelerin yapıldığını ve ihmali olan sorumlulardan bunun hesabının sorulacağını” beyan etmiştir.
Bizim ülkemizde bu tür durumlarda fatura genellikle en alttakilere kesilir ama bu sefer öyle olmayıp, Başkan Şenol Kul hedef haline getirilmeye çalışılmaktadır. Oysaki yapılması gereken görev dağılımında belirlenen yetki ve sorumluluklarını yerine getirmeyen kişilerin cezalandırılmasıdır. Gerek basın açıklamaları gerekse Ankara ziyaretlerinde yaptığı açıklamalardan anladığım Başkan Şenol Kul’un bu işi başkalarına yıkmak gibi niyetinin olmadığı aksine asıl sorumluların ortaya çıkarılmasını sağlamaya çalıştığını görmekteyim.
Daha vahim bir hadise Samsun'un Alaçam ilçesinde bu yıl 632.'si düzenlenen Geyikkoşan Hıdırellez Şenlikleri’nde yaşanmış olmasına karşın, ilgili belediye başkanından kamuoyuna henüz bilgilendirme yapılmamıştır veya yapılma gereği duyulmamıştır. Açıklama yapılmış olsaydı, yorumlayabilirdim.
Başkan Şenol Kul, Samsun halkına gerekli açıklamaları yapmanın yanı sıra Ankara’ya dahi giderek muhalefet milletvekillerini bile bilgilendirmiştir. Buradan “bir musibet bin nasihatten iyidir” sözünü hatırlatarak, bundan sonraki şenliklerde bu tür hadiselerin vuku bulmaması yönünde önemli dersler çıkarıldığı kanaatindeyim.
Bir kez daha vurgulamak isterim ki kimseyi aklamak veya karalamak niyetinde değilim. Nitekim hadisenin en ağır eleştirileri de meselenin iç yüzüne dair değerlendirmeler de yine Samsun Halkının güvenine mazhar olmuş “Samsun Kent Haber” tarafından yapılmıştır. Benim dikkatimi çeken ve bu yazıyı yazmaya karar vermeme sebep olan gelişme Başkan Şenol Kul’ un sadece mensubu olduğu AK Parti milletvekillerini değil ayrıca muhalefet milletvekillerini de ziyaret edip, işin içyüzünü anlatma gayreti olmuştur.
Başkan Şenol Kul’u hem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) genel kurulunda hem de sosyal medyada en ağır şekilde eleştiren milletvekillerinden olan İYİ Parti Milletvekili Turhan Çömez ve ayrıca CHP Milletvekili Murat Çan'ı TBMM’de ziyaret edip olan biteni detaylıca anlatması ve bu kumar meselesinin sadece Terme’nin değil Türkiye’nin bir problemi olduğunu izah etmeye çalışmasıdır.
Nitekim, bu konuda sayın milletvekillerine tatminkâr bilgiler vermiş olmalı ki TBMM’de İYİ Parti Milletvekili Turhan Çömez ile birlikte kumar için "Bu illete karşı birlikte mücadele edelim" açıklamasını yapmıştır. Dikkat ediniz; Başkan Şenol KUL muhalif milletvekillerini bu konuda bilgilendirmiş ve ikna etmiştir.
Bütün bu iyi niyet ve telafi çabalarına rağmen hâlâ daha ısrarla Başkan Şenol KUL’u hedef tahtasına oturtmak isteyenler olabilir. Onlara Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası ile cevap vermek istiyorum: Bir gün Nasrettin Hoca’nın evine hırsız girmiş. Yükte hafif, pahada ağır ne varsa yüklenmiş götürmüş. Ertesi günü de komşuları, güya Hoca’yı teselliye gelmişler. Başlamışlar konuşmaya: “Hocam sen de niye kapıyı kilitlemedin?” “Neden pencereyi kapatıp yatmadın?” “O kadar eşyanı çalmışlar hiç mi bir tıkırtı duymadın?” Daha fazla dayanamayan Hoca en sonunda patlamış: “İyi de kardeşim hırsızın hiç mi suçu yok?” Şimdi ben de soruyorum; “herkes Başkan Şenol Kul’a yükleniyor, peki kumarbazların hiç mi suçu yok?”
Bu tür samimi adımlarla inanıyorum ki bu hadiseden dersler çıkarılacaktır çünkü yaşananlar belki festivalin güzelliğini biraz gölgelemiş olabilir ama asla lekeleyemez. Bu sebeple, seneye “Terme Belediyesi Geleneksel 26. Sakarlı Hıdırellez Kültür Sanat ve Spor Etkinlikleri Festivalinin” daha coşkulu ve bilinçli şekilde yapılacağını ümit ediyorum. Bu niyetle, köşe yazımın buna katkı sunacak toplum duyarlılığının oluşması bakımından önemli olduğunu düşünüyorum.
Bir tür bağımlılık olan kumar illetine karşı birlikte mücadele edelim! Umarım yazdığım bilgiler faydalı olmuştur. Herkese bir sonraki yazımda buluşmak üzere esenlikler dilerim.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





