Samsun Yurt Savunma

Samsun trafiği! Her yer araba tarlasına döndü!

Samsun Kent Haber köşe yazarı Prof. Dr. Zafer Şahin Samsun ve Türkiye trafiğini yazdığı köşe yazısında, "Her yer araba tarlasına döndü" dedi.


Kıymetli Samsun Kent Haber okuyucuları, sizlere bu yazımda hem görüntü kirliliği hem de şehirleri yaşanmaz hale getiren arabaların sokakları işgal etmesi ve her yerin bir nevi araba tarlasına dönmüş olmasının oluşturduğu rahatsızlık hakkında sizlerle dertleşmek istiyorum.

Son yıllarda yalnızca Samsun’da değil, neredeyse tüm Türkiye genelinde aynı manzarayla karşı karşıyayız: Her yer araba tarlasına dönmüş durumda. Bir zamanlar çocukların oynadığı boş arsalar, mahalle araları, yol kenarları ve hatta kaldırımlar bugün adeta araçların işgaline uğramış halde. Şehirler büyüyor ama ne yazık ki insan için değil, araç için büyüyor.

Bu durum bir günde ortaya çıkmadı. Yıllardır biriken, ötelenen ve görmezden gelinen bir sorunun artık göz ardı edilemez hale gelmiş sonucudur. Plansız kentleşme, bu tablonun en temel nedenidir. Şehirler genişlerken altyapı aynı hızda gelişmedi; yeni yapılan binalarda otopark zorunluluğu ya yeterince uygulanmadı ya da tamamen kâğıt üzerinde kaldı. Sonuçta herkes aracını en yakın boşluğa bırakmaya başladı ve bu geçici çözüm, zamanla kalıcı bir alışkanlığa dönüştü.

Bugün geldiğimiz noktada sokaklar sadece ulaşım için değil, aynı zamanda depolama alanı olarak kullanılıyor. Bu durum sadece görüntü kirliliği yaratmakla kalmıyor; trafik akışını bozuyor, acil durum araçlarının geçişini zorlaştırıyor, yayaların güvenliğini tehlikeye atıyor ve şehir yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor.

Asıl mesele şu: Biz şehirlerimizi planlarken insanı mı merkeze aldık, yoksa aracı mı? Ne yazık ki cevap çoğu zaman ikinci seçenek oluyor. Oysa çözüm imkânsız değil, sadece kararlılık ve vizyon gerektiriyor.

Her şeyden önce, şehir planlamasında otopark konusu bir detay değil, ana unsur olarak ele alınmalıdır. Yeni yapılacak binalarda yeterli otopark alanı zorunlu olmalı ve bu kural tavizsiz uygulanmalıdır. Mevcut yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde ise katlı otopark projeleri hızla hayata geçirilmelidir. Bununla birlikte, insanların araç kullanma alışkanlığını değiştirecek adımlar atılmadan bu sorun çözülemez. Toplu taşıma sistemleri cazip, konforlu ve hızlı hale getirilmelidir. İnsanlar mecbur kaldığı için değil, tercih ettiği için toplu taşımayı kullanmalıdır.

Şehir merkezlerinde park sürelerinin sınırlandırılması, düzensiz parkın ciddi yaptırımlarla engellenmesi ve alternatif ulaşım modellerinin desteklenmesi de bu sürecin önemli parçalarıdır. Ancak belki de en kritik değişim, zihniyet değişimidir. Çünkü ne kadar düzenleme yapılırsa yapılsın, "Aracımı kapımın önüne koymalıyım" anlayışı değişmeden kalıcı bir çözüm mümkün değildir.

Bugün Samsun’da gördüğümüz bu tablo, aslında Türkiye’nin birçok şehrinin ortak sorunudur. Ancak bu sorunu görüp kabullenmek, çözümün ilk adımıdır. Bundan sonrası ise yerel yönetimlerin kararlı adımları, merkezi idarenin planlamaları ve toplumun bilinçli yaklaşımıyla şekillenecektir.

Unutmayalım ki şehirler, araçların değil insanların yaşadığı yerlerdir. Eğer bu dengeyi yeniden kuramazsak, yarının şehirleri bugünden çok daha yaşanmaz hale gelecektir.

Bu mesele hakkında “zararın neresinden dönersek kardır” anlayışıyla acil girişimlerin başlaması önem arz etmektedir çünkü bugün alınacak kararlar, yarının şehirlerini belirleyecektir. Bu soruna çözüm bulunması ümidiyle herkesin planlı ve doğayla barışık şehirlerde yaşaması dileğiyle esenlikler dilerim.