Samsun Yurt Savunma

Komisyonun görevi Abdullah Öcalan'ı meşrulaştırmak değildir!

Samsun Kent Haber köşe yazarı ve şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda Abdullah Öcalan'ın dinlenilmesi için İmralı'ya heyet gönderilmesi teklifini eleştirerek, "Komisyonun görevi bebek katili Abdullah Öcalan'ı meşrulaştırmak ve ona siyasi kimlik kazandırmak değildir" dedi.


Biz şehit yakınları biliyoruz ki, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin mimarı olduğu, iktidarın Terörsüz Türkiye adını verdiği, yeni açılım sürecinde TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda sık sık şehitlerimizin katili Abdullah Öcalan ile pazarlık yapılmadığı ifade edilmeye devam ederken, DEM Parti milletvekilleri, komisyonun teröristbaşı Abdullah Öcalan ile görüşmesini isteyerek bir kez daha pazarlığı deşifre etmiştir. 

Öyle ki bu talep iktidar ortağı tarafından desteklenmiş, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, yeni açılım komisyonunun, teröristbaşı şehitlerimizin ve vatandaşlarımızın katili Abdullah Öcalan’ı dinlemesi için, İmralı’ya heyet göndermesini önermiştir.

Sıradan bir vatandaş olarak, aynı zamanda bir şehit ağabeyi ve Abdullah Öcalan davasının resmi müdahili olarak buna rızam yoktur! Şehit evladı annemiz Bedriye Hamlı’nın da rızası yoktur. Bu öneriyi referandum yapmadan, halkın onayını almadan açılım komisyonuna sunmak bir hak değildir. Halkın milletvekillerine doğrudan verdiği bir yetkide değildir. Biz sadece şehit yakını değil, oy hakkı olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Biliyoruz ki, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu ilke hukuk devleti olan öyle olduğunu bildiğimiz devletimizin de, kabul ettiği bir ilkedir. 

Bu yüzden TBMM’nin duvarında, 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' yazmaktadır. Bu muhalefete ve iktidar olanlara, sürekli bir hatırlatmadır. Bu demokrasi ilkesine göre, irade ve egemenlik milletin bütününe yani tamamına aittir ve ait olmalıdır. Bu gerçeklik hiçbir zaman gözardı edilmemeli ve yok sayılarak hareket edilmemelidir. Hukuken yetkileri tartışılan, açılım komisyonu kendisinde olmayan bir yetkiyi kullanarak teröristbaşı Abdullah Öcalan’ı dinlemek üzere, komisyon üyelerinden hiç kimseyi İmralı’ya göndermemeli ve onun taleplerini dinleyerek teröristbaşına ve terör örgütlerinin tamamına prim olacak adımları asla atmamalıdır. 

Mahkemelerin dışında açılım komisyonu heyetinin, bebek katilini dinlemesi yanlıştır. Öcalan’a 'sen haklısın sana haksızlık yaptık' anlamına gelecek tarihi bir hatadır. Ben şehit yakını kimliğimle böyle düşünüyorum, bu dinlemeyi de vatana ihanet olarak algılıyorum. Çünkü Abdullah Öcalan sadece 55 bin 600 insanın katili değil, aynı zamanda Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin  kararıyla da, tescillenmiş bir cani ve vatan hainidir. Komisyonun görevi bebek katili Öcalan’ı meşrulaştırmak ve ona siyasi kimlik kazandırmak değildir. 

Komisyonun görevi şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak girişimlere müsaade etmemek, mahkeme kararıyla işlediği insanlık suçları tescillenmiş bir katile kimse merhamet gösteremez, göstermemelidir. Ülkemizin ve milletimizin yeni tarifsiz acılar yaşamasına engel olmak, açılım komisyonun öncelikli görevi bu olmalıdır. Bunu gözardı ederek terör örgütüne ve onun kurucusu ve yöneticisi Abdullah Öcalan’a bir teröristbaşı olduğunu unutturarak, muhatap almak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temellerine dinamit koymuş azılı bir caniyi ödüllendirmak anlamına gelir. Buna adı ne olursa olsun hiçbir komisyonun yetkisi yoktur. 

Herkes yetkisine ve hukuk devleti kural ve ilkelerine göre hareket etmelidir. Kimse gücüne ve makamına güvenerek halkın tamamının onayını almadan  biz ne yaparsak doğrudur, bize güvenin bize güvenmiyor musunuz, diyerek kafa karışıklığı yaratmamalıdır. Ben şehit yakını olarak ifade etmek istiyorum ki, bu kapsamda 33 yıllık bir tecrübemiz ve yaşanmışlığımız var. Ben ve şehit annesi olan annem, verilen sözlerin bir aldatmaca olduğunu geçte olsa gördük. Şehitlerimizi kullanarak siyaset sahnesinde kalanlar, bebek katilini asma sözü verdikleri halde, bunu ilk kaldıran kendileri oldu. 

Görüyoruz ki yine sahnedeler, bizim onlara vermediğimiz yetkiyi zorla alarak kullanmanın peşindeler. Bu açılm süreci ne kadar yumuşatılırsa yumuşatılsın bir bu ihanet sürecidir. Ağlarsa anam ağlar, gerisinin yalan ağladığını bir kez daha gördük, aklımızla alay ediliyor. Kim katil Öcalan ile çok görüşmeyi istiyorsa görüşsün, günlerce de bıkmadan usanmadan dinlesin ama bu görüşmeyi millet adına devlet adına yaparak, onu dinleyerek şehitlerimize ihanet etmeye kalkışmasın, bu çok büyük hata çok büyük yanlış olur. Bu süreci  Öcalan’a taleplerin yerine getirilecek diyerek, ülkemizi ve milletimizi geri dönüşü olmayan bir yola sokmak vatana ihanet olmaz mı?
     
Şehit yakını kimliğimle teröristbaşı Öcalan hakkında, Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde açılan davada verilen ve Yargıtay’da onan idam kararını kaldıranlar, hiç olmazsa ipten aldıkları teröristbaşı Abdullah Öcalan hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, son haliyle uygulanmasını engelleme girişiminde bulunanlara, artık dur demelidir. Aksi takdirde bu girişimin desteklenmesi vatana ihanet olmayacak mı? 

Teröristbaşı Öcalan’ı dinleme girişimine yeşil ışık yakanları, şehit yakınları hiç unutmayacaktır. Şehit annelerinin lanetinden kimse korkmuyor mu?